
Türkiye; iki kıta üzerinde yer alan, mevsimin
doyasıya yaşandığı cennet ülke...
İster sanat, ister tarih, ister arkeoloji isterse doğa
tutkunu olun, Türkiye' de dolaşırken arzuların ve umutların
da ötesinde ki mutluluğu hissedeceksiniz. Dört denizin
birden çevrelediği Türkiye, bol güneşli, birbirinden güzel
8000 km' lik sahillerini size cömertçe sunar. Bitki örtüsü
ve hayvan türleri açısından son derece zengindir.
Büyüleyici yirmi kadar uygarlık bu ülkeyi, bir bölümü
hala keşfedilmeye çalışılan 10.000 yıllık geçmişin varisi
kılmıştır. Bu topraklar, tanrıça ve tanrı heykelleri,
tapınakları, tiyatroları, agoraları, kiliseleri, camileri,
türbeleri, medreseleri, sarayları ve kervansarayları ile
geçmişi her an yaşar gibidir.
Bu ülke insanlarının günlük yaşamları, tüm diğer değerler
ile bütünleşerek mükemmel bir ortam oluşturur.
 Akdeniz,
Ege Denizi, Karadeniz ve Marmara Denizi, Türkiye'yi kuzey,
bati ve güneyden çevrelemektedirler. Türkiye, yatçilarin
her gece degisik, özel demir atacaklari koy, körfez ve plajlarin
hazinesidir ve Mavi Yolculuga ev sahipligi yapmaktadir.
Bu siirsel deniz yolculugu, insanin kara yerine deniz perspektifinden
tarihi deneyimi, körfezlerde ve denizlerde rüzgara yelken
açmak ve tabiatla birlesmek anlamindadir. Bu yolculuk, ayni
zamanda, sizi Kleopatra' nin özel plajina, Olimpos Dagi'nin
ebedi atesine ve eski uygarliklarin binlerce arkeolojik
kalintisina götüren bir yolculuktur.
Türkiye'de yatçilik, size kiyi köy ve kasabalarin
sevimli ve konuksever halki ile gerçekten yararli kültürel
degisim deneyimi saglayacaktir. Genellikle bati ve kuzeybatidan
esen ilimli rüzgarlar, doganin tadina varilmasini saglayarak,
uzun yaz mevsimini yatçilik için ideal hale getirmektedir.
Bazi bakir turkuvaz kiyilar ve korumali körfezlerden deniz
seviyesinden neredeyse 3.000 metre yükseklikte dag tepelerini
seyretmek mümkündür.
Türkiye'de yatçilik, sizi tekrar tekrar
gelmeye, kiyida baska bir köseyi kesfetmeye ve deniz hayatini
yeniden yasamaya özendirecektir.
 Dünyanin
üç ünlü mutfagindan birisi olarak kabul edilen Türk mutfagi,
Çin ve Fransiz mutfaklarindan bir çok bakimdan üstün yanlara
sahip olusu ile öne çikar. Fevkalade zengin yemek çesidi,
pisirme yöntemleri ve sofra ve servis düzeninin yani sira
özgün mutfak araç ve gereçleriyle görülmeye ve tecrübe etmeye
deger bir zenginliktir.
Anadolu'da yasamis olan Hitit, Pers, Bizans
ve Akdeniz uygarliklari gibi farkli kültürlerin gelenek
ve göreneklerini yansitan ürünlerle zenginlesmis ve gelismis
olan Türk mutfagi, Türk milli kültürünün bir baska boyutunu
teskil etmistir. Yiyecek ve içecek türlerinden bazilari,
özel tadi ve yapilisindan dolayi yabancilar tarafindan Türk
yemegi, Türk Tatlisi, Türk Lokumu, Türk Kahvesi, Türk Çayi
olarak adlandirilmistir. Sebze ve meyve bollugunun yani
sira, malzemeleri çok taze kullanabilme olanagi da yemek
çesnisindeki güzelligin ana faktörü olmustur.
Türkiye'de sevdiginiz her seyi bulma sansina
sahipsiniz.
Dört denizin sundugu taze balik çesitleri
ve deniz ürünleri, kümes hayvanlari, günlük kesilen ve dogal
beslendigi için lezzetine doyum olmayan koyun, kuzu, dana
etleri.... Bu etlerden yapilan kuzu kapama, kavurga, saç
kebabi ve yemek literatürüne geçmis olan diger ünlü kebaplari,
köfteleri...
Yine
dünyaca ünlü sarma ve dolmalari, yapragindan, pazisindan,
pirasa ve enginarina kadar... Geleneksel kuru fasulye ve
pilavi, tabi yaninda tursu, Çerkez tavugu ve imam bayildi,
yöresel manti, çig köfte, içli köfte, herkesin bildigi börekler
ve daha yüzlercesi...
Yemek, kuskusuz tatilin önemli bir yani, en zevkli sohbetlerin
geçtigi anlardir. Sofralarda sohbet ve yemek zevki yarisi
vardir adeta... Bu tatli anlari renklendiren bunca çeside
sahip olundugu için ayri bir mutluluk duyulur. Pastirma,
tarama, humus, piyaz gibi mezeler, raki, yemek keyfine nese
katar.
Helvalar, sütlü tatlilar, asure, hamur tatlilari,
böreklerin yanina çok yakisan hosaf ve kompostolar...
Ya geleneksel içecekler?.. Hangisini tercih
etmeli? Yemegin üstüne yudumladiginiz Türk Kahvesi mi, özel
demleme yöntemiyle herkesin begenisini kazanmis Türk Çayini
mi, sicak günlerin kurtaricisi ayrani mi?
Hepsinin yeri ayri. Gezip dolasmaktan bitap
düsmüsseniz bir bardak meyan serbeti ya da salgam suyu sizi
ne güzel serinletir! Kahvaltida ve aksamüstü keyfinde çaydan
vazgeçebilir misiniz?
Aksam yemeklerinin üstüne bir fincan Türk
Kahvesi içmeden, yemegin tadini tam olarak alamayacaginiz
gibi...
 Konumu
nedeniyle eski Asya Türk kültürünün Avrupa'ya ulastirildigi
bir geçit yeri olan Türkiye, ayni zamanda bati dünyasinin
doguya açilan penceresidir.Üç tarafi Akdeniz, Karadeniz
ve Ege Denizi ile çevrili olan Türkiye'nin deniz sinirlari,
ülkeyi yalnizca yakin bölgelerle degil, bütün dünya ile
komsu haline getirir. Bu uzun kiyilar ve kitalararasi köprü
niteligi nedeniyle ülke, büyük ticaret ve göç yollarinin
merkezi olmustur.
Avrupa ile Asya kitalari arasinda,genel
görünüm olarak bir dikdörtgen biçimindeki Türkiye'nin 790
bin 200 km2'lik bölümü Küçük Asya denilen Anadolu yarimadasinda,
geri kalan 24 bin 378 km2'lik kismi Balkan yarimadasinin
dogusundaki Trakya'da yer alir. Toplam yüz ölçümü 814 bin
578 km2'dir. 8 bin 272 kilometrelik kiyilari ile Türkiye,
eski dünya anakaralari ortasinda bir deniz ülkesidir.
İKLİM
Türkiye
cografi konumu bakimindan orta iklim kusaginin güneyinde
bulunmakta olup yazlari kurak geçen suptropikal iklimin
bir tipi olan "Akdeniz Iklimi"nin tesiri altindadir.
Akdeniz Bölgesi : Kiyi boyunca yazlari
sicak ve kurak,kislari ilik ve yagisli Akdeniz iklimi hüküm
sürer. Batida Toroslarin ardinda Burdur Isparta Akdeniz
iklimi ile kara iklimi arasinda geçis bölgesidir. Akdenizde
7 ay boyunca ( Mayis basindan Ekim sonuna kadar) denize
girilebilir.
Ege Bölgesi : Kiyilarda Akdeniz
iklimi hüküm sürer.Iç kesimlere dogru iklim sertlesir. Kara
iklimi baslar. Ege Denizinde denize girme mevsimi 4-5 ay
(Haziran-Eylül sonu) dir.
Marmara Bölgesi : Kislari oldukça
soguktur. Sik sik don olaylari ve kar yagisi görülür.Yaz
kurakligi Akdenize nazaran hafiflemistir. Marmara Denizinde
denize girme mevsimi 3 ay (Haziran-Agustos sonu)dir. Bazen
Eylül aylarinda da denize girilebilmektedir.
Karadeniz Bölgesi : Her mevsimi
yagisli Karadeniz iklimi 3 tipe ayrilir. Dogu Karadenizde
(Trabzon,Rize) yagislar en yüksek degerde, yaz sicakligi
yüksek, kislari iliktir. Orta Karadeniz'de (Ordu) yagislari
daha azdir. Akdeniz iklimini andirir. Bati Karadeniz'de
(Zonguldak,Sinop) yagis az, yazin nem orani düsüktür. Karadeniz'de
denize girme mevsimi Haziran sonu ile Agustos ortasina kadardir.
Iç Anadolu Bölgesi : Kislari soguk,yazlari
akdeniz iklim tipinde yasanan kurakliktan daha az sicak.
Yagislar Ilkbahar ve Sonbahardadir.
Dogu
Anadolu Bölgesi : Siddetli kontinental (karasal) iklimin
hüküm sürdügü Dogu Anadolu'da kislar karli ve sik don olaylari
ile birlikte çok uzun sürer.Yazlar Güneydogu Anadolu bölgesine
nazaran serindir.
Güneydogu Anadolu Bölgesi : Step
iklimi hüküm sürmekte olup yazlar çok sicak geçer.Kuraklik
son derece siddetlidir. Buharlasma yogun olup yilda 1000-2000
m.m ve daha fazlasina ulasabilir.
DENİZLER
Türkiye'nin
üç tarafi denizlerle çevrilidir. Dört denizden üçü Karadeniz,
Ege Deniz ve Akdeniz, Atlas Okyanusu açilir. Karadenizi
Akdeniz'e baglayan Marmara Denizi Türkiye'nin topraklari
arasinda yeralir.
Karadeniz: Kapali deniz görüsündeki
Karadeniz kiyilarinin uzunlugu 1695 Km,en derin yeri 2244
M, yüzölçümü 424.000 Km2'dir. Karadeniz "boyuna kiyi
tipi" göstermesi dolayisiyla self sahasi çok sarp olup,
kisa mesai de derinlik 1500 m'yi bulur. Buharlasma az, dökülen
akarsu çok oldugundan tuzluluk orani azdir.
Ortalama Tuzluluk Oranı: %18, Irmak
Agizlarinda: %15-16
Marmara Denizi: Karadeniz'le Akdeniz
arasinda küçük bir iç denizdir. Kiyilarinin uzunlugu 1189
Km, derinlik 760m-3500 m, Karadeniz ve Akdenizi birbirine
baglar.
Ortalama Tuzluluk Oranı: % 26
Ege Denizi: Türkiye'nin en uzun
ve en girintili çikintili kiyilarina sahip olan denizidir.
Kiyilarinin uzunlugu 2805 km, en derin yerin 1000 m'dir.
Ortalama Tuzluluk Oranı: Kuzeyde%38,
Güneyde % 39
Akdeniz: Türkiye'nin güneyinde uzanan
Akdeniz asil Akdeniz'in dogu bölümünü teskil eder. Kiyilarinin
uzunlugu 1577 Km, yüzölçümü: 2.890.000 Km2'dir.
Ortalama Tuzluluk Oranı: Bati'da
%36, Dogu'da %039
NÜFUS
 Kasim
1997 tarihinde yapilan Genel Nüfus Tespiti sonuçlarina göre
ülkenin nüfusu 62.8 milyondur.Nüfus artis hizinda son yillarda
azalma gözlenmektedir. 1990-1997 yillari arasinda yillik
nüfus artis hizi binde 15.1 olmustur. Türkiye'de nüfusun
en önemli özelliklerinden biri genç olmasidir. Türkiye dünyanin
en hizli kentlesme sürecindeki ülkelerinden biridir. Ticaret
ve sanayiinin en fazla gelistigi bölge olan Marmara Bölgesi,
en yüksek nüfus yogunluguna sahip olan bölgedir. Bunun disinda
akarsu boylarinda ve tarima elverisli ovalarda da nüfus
kalabaliklasmaktadir.
DİL
Türkçe, Türkiye nüfusunun %90'inin anadilidir. Türkler 8.
yüzyildan bu yana birçok yazi dili kullanmakla birlikte
en fazla Göktürk, Uygur, Arap ve Latin alfabelerini kullanmislardir.
DİN
Türkiye nüfusunun %99'u Islam dinine mensuptur. Nüfusun
%1'lik kismini ise Ortodoks, Yahudi, Katolik, Protestan
ve diger Hristiyan mezhepleri mensuplari olusmaktadir. Herkes
dini inanç özgürlügüne sahiptir. Din ve vicdan hürriyeti
anayasal bir haktir.
|